Paris Maratonu – 2.Bölüm – Maraton Fuarı ve Son Hazırlıklar

Yayınlandı: 26 Nisan 2012 / Gezi, Koşu
Etiketler:, ,

Cuma günü uyandığımda boğazım ağrıyordu ve maratona 2 gün kalmıştı. Bugün bari dinlenmeliydim ama öyle olmadı tabi ki. Cuma günü Marathon Expo günüydü. Maraton Fuarı’na gidip göğüs numaramı ve diğer eşyalarımı almalıydım. Şansımıza fuar alanına ulaşmak tramvay ile tek vasıta çok kolay oldu.

Heyecanla numaram 19919’un içinde yer aldığı aralıktan sorumlu görevlinin yanına giderek göğüs numaramı aldım. Ardından çantaların dağıtıldığı bölümden biri turuncu, diğeri mavi rente iki adet çantayı alıp fuarda yolumuza devam ettik. Fotoğraf çektirmek için konulan posterlerin yanında birkaç fotoğraf çektik. Bu arada göğüs numarasının olduğu zarfı Derin tutuyordu. Fotoğraf işi tamamlanınca bir baktım ki Derin zarfın ağzı açık bir şekilde ters tutarak bana geliyor. Bir koşu zarfı elinden aldım, yokladım ve içinde çip benzeri bir nesnenin olmadığını farkettim. Aslında bu yarışta çip kullanılmayacağını, onun yerine elektronik etiketin göğüs numarasının bulunduğu kağıdın arkasında yer alacağını, bu sayede yarış sonunda çipi iade etmek için sıra beklemenin önüne geçileceğini önceden okumuştum. Ancak o günkü telaşla bunu bir an unutup panik yaptım, geri dönüp geçtiğimiz yerlere bakarak 1 dakikalığına da olsa çip aradım. Aklıma gelince hemen oradaki başka bir koşucudan durumu teyid ettim: zarfta sadece göğüs numarası ve çengelli iğne mevcut olmalıydı ve herşey yolundaydı. Bu kısa süreli panik bizi kendimize getirdi ve fuarı daha bir dikkatli gezmeye başladık.

Önce Derin ve benim için birer adet hatıra Marathon de Paris 2012 T-shirtü aldık. Ardından ana sponsor olan ASICS’in muhteşem standlarında benim ağzımın suyu akmaya başladı. Bir an için kendimden geçmişim. Kendime geldiğimde kasa kuyruğunda elimde koşarken elde kolay taşınabilir bir matara, enerji jeli taşımaya yönelik bir bel çantasıyla buldum. 3 saat içinde Nathan marka çift mataralı (2x300ml) bir koşu kemeri, maraton sonrası vücudun toparlanmasına yardımcı bir kutu Recovery toz içeceği, 4 adet GU marka değişik tatlarda enerji jeli, bir kutu elektrolitli kramp önleyici yine GU marka efervesan tableti ganimet listeme ekledim.

Fuar Ganimeti

Fuar Ganimeti

Son olarak tanesi 5 Euroya Uncle Ben sponsorluğunda dağıtılan 300 gr risotto (curyli tavuk ve mantarlı olamk üzere 2 alteratif), 1 adet muz ve 1.5L sudan oluşan maraton yemeğimizi alıp afiyetle yedik. Fuardan çıktığımızda yine yorulmuş olduğumuzu farkettik. Ama daha görülecek çok yer vardı. Kendimizi toplayıp yolumuza devam ettik. Hedef Montmartre bölgesiydi.

Fuarda Uncle Ben Sponsorluğunda Pilav Partisi

Fuarda Uncle Ben Sponsorluğunda Pilav Partisi

Metrodan indiğimizde bütün insanların merdivenler yerine uzun asansör sırasını beklediğini görüp “amma tembel insanlar, merdivenlerden yürüyeceklerine iki saat sıra bekliyorlar” diye burun kıvırıp merdivenlere yöneldik. Ancak hatamızı biraz geç anladık. Merdivenler çık çık bitmiyordu. Esher’in tablolarındaki gibi sonsuz bir merdivende sıkışıp kalmış mıydık yoksa? Bitmek bilmeyen tırmanışın sonunda gün ışığına ulaştık. Benim glikojen depolarının ışığı yanmıştı, hemen yakıt almalıydım. Karşımıza çıkan ilk fırın benzeri yerde durup hamur işi yiyecek birşeyler alıp enerji takviyesi yaptık. Ressamların olduğu meydana gittik. Derin Hanım’ın ilk portresi çizildi. Biraz oyalanıp tekrar yürümeye başladık. Oldukça yokuşlu bir bölgeydi. Yolda bir pasteneden eclair aldık. Starbucks’ta ben günlük filtre kahve ihtiyacımı giderdim. Moulin Rouge’un önünde fotoğraf çekelim falan derken akşamı ettik. Artık ailecek piri olduğumuz metroyla gözümüz kapalı eve dönebiliyorduk.

Cumartesi gününü evlerinde konuk olduğumuz arkadaşlarımız Gökhan, Yasemin ve sevimli kızları Bilge ile geçirecektik. Planımız Louvre Müzesi’nin bahçesinde piknik yapmaktı. Bir kısmını metroyla diğer kısmını yürüyerek keyifli bir gezinti yaptık. Yoldaki bir süpermarkette durup piknik için baget ekmeğine yapılmış sandviçler aldık. Sen Nehri üzerindeki köprüde fotoğraf çektik ve Louvre Müzesi’nin bahçesine ulaştık. Derin ve Bilge çimlerde koşturdular, fazla enerjilerini attılar. Biz de güzel havanın tadını çıkartarak sandviçlerimizi yedik. Atlı karıncaya bile bindik.

Yasemin sağolsun hergün iş yerindeki arkadaşı tecrübeli maratoncu Thomas’tan maraton öncesi beslenme konusunda birbirinden faydalı bilgiler öğrenip benimle paylaşıyordu. Günün menüsü makarna ağırlıklıydı ve çok yemem gerekiyordu. Bir ara maraton öncesi gün yaklaşık 850 gr makarna yemem gerektiğinden bahsettiğini hatırlıyorum ki bu konuda oldukça haklıydı. Eksik olmasınlar herkes seferber oldu, ev ortamında olmanın avantajını da kullanarak harika beslendim, önceki günlerde yoğun yürüyüş ile boşalttığım glikojen depolarımı lezzetli sos eşliğinde makarna yiyerek olabildiğince doldurdum. Öyle ki akşam yemeğinden sonra 1-2 kilo aldığımı düşünmeye başladım. Ertesi gün tempo ayarlamada bir problem yaşamadığım sürece glikojen depolarının bitmesi anlamına gelen duvara toslama gibi bir bahanem olamazdı. Yatmadan önce koşarken giyeceğim t-shirtüme göğüs numaramı çengelli iğnelerle tutturdum. Polar saatimin, nabız ölçen göğüs bandının ve ayakkabıma bağlı hız ölçen cihazın (foot pod) pillerini kontrol ettim. 5 adet enerji jelini fuardan aldığım ASICS marka bel çantama yerleştirdim. 2 adet su matarasını doldurdum. Metro için 2 adet metro biletini bel çantasına koydum. Herşey tamam gibiydi ve artık yatmam gerekiyordu. Gece 11 gibi yattık. Gelin görün ki beni bir türlü uyku tutmadı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s